İSLÂM
KONFERANSI TEŞKİLATI
İSLÂM
FIKIH AKADEMİSİ
KARARLAR
ve
TAVSİYELER
1985-
1989 MİLADİ / 1406- 1409 HİCRİ
İslam konferansı teşkilatına
bağlı İslam Fıkıh Akademisi Meclisinin 1985-1989/1406-1409 yılları arasında
gerçekleştirdiği toplantılarda aldığı kararlar ve tavsiyeler, Arapçası esas
alınarak Akademi kararıyla Türkçeye tercüme edilmiştir. Bu kararlar ve
tavsiyelerden 2., 3. dönem toplantısına ait olanlar, Hasan HACAK, 4. ve 5.
döneme ait olanlar Bilal AYBAKAN tarafından tercüme edilmiştir.
İstanbul
1995m./1416
Bismillâhirrahmânirrahîm
Hayır, öyle değil, Rabbine
andolsun ki onlar aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem tayin edip sonra
da verdiğin hükümleri içlerinde
hiçbir sıkıntı duymaksızın tam manasıyla kabullenmedikçe iman etmiş olmazlar.
Nisâ
Sûresi (4) / 65
ÖNSÖZ
Bismillâhirrahmânirrahîm
Bizleri hidayete
erdiren Allah'a hamdolsun. Doğruyu bize O göstermeseydi kendiliğimizden
bulamazdık. Salât ve selâm yaratılmışların en şereflisi efendimiz Muhammed'e olsun.
Bu kitap, Cidde'de bulunan İslâm
Fıkıh Akademisi Meclisi'nin Suudi Arabistan, Ürdün ve Kuveyt'te yapılan 2.-5.
dönem toplantılarında alınan karar ve tavsiyelerden oluşmaktadır.
Bu karar ve tavsiyeler birtakım
güncel meseleler üzerinde yapılan araştırma ve incelemelerde ulaşılan sonuçları
gösterdiği gibi, ayrıca islâm ülkeleri, çeşitli teşkilat ve kurumlar ile gayri
müslim ülkelerde yaşayan müslümanlar tarafından yöneltilen sorulara akademinin
verdiği cevapları da ortaya koymaktadır.
Biz bu karar ve tavsiyeleri
Arapça, ingilizce, Fransızca ve Türkçe'de bütün müslümanlara sunarak ümmetin
seçkin ilim adamlarının katıldığı gerçek anlamda toplu bir ictihad faaliyetinin
ürününü önlerine koymuş oluyoruz. Bu toplu ictihad faaliyeti Cidde'deki İslâm
Fıkıh Akademisi tarafından üyelerin, uzmanların, fetva ve fıkıh konusunda söz
sahibi ilim adamlarının katkısıyla gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma esnasında,
İslam Dininin özünden kaynaklanan ve insanlara tüm iş ve işlemlerinde doğru
yolu gösteren çözümlere ulaşabilme amacıyla delillerin kuşatıcı bir incelemeye
tabi tutulup, bunların Kur'an-ı Kerim, Sünnet-i Seniyye, İcmâ ve Kıyâs içindeki
muhtemel yerlerinde araştırılıp bulunması için azamî gayret sarfedilmiştir.
Yüce Allah'tan bunu sırf O'nun
rızâsı için yapılmış hâlisâne bir çaba kılmasını ve ihtiyacı olan herkesi
bundan faydalandırmasını diliyoruz. Yine O'ndan, yüce dinimize hizmette, şanlı
İslam ümmetinin kalkınmasını, bu ümmetin çağın meydan okumalarına ve gerek
günümüzde ve gerekse gelecekteki meselelere karşı direnebilmesini sağlayacak
hizmetlerde bize doğru düşünceyi ilham edip yardımını lûtfetmesini niyaz
ediyoruz.
Allah'ın mağfiret ve esenliği
efendimiz Hz. Muhammed, O'nun âli ve ashabı üzerine olsun.
|
Dr.
Bekir b. Abdullah Ebû
Zeyd |
Dr.
Muhammed el-Habîb İbnu'l-Hoca |
|
Akademi
Meclis Başkanı |
Akademi
Genel Sekreteri |
İSLAM
KONFERANSI TEŞKİLATI
İSLÂM
FIKIH AKADEMİSİ MECLİSİNİN
İKİNCİ
DÖNEM TOPLANTISI
(CİDDE)
22-28
ARALIK 1985 MİLADİ
10-16
REBİUSSANİ 1406 HİCRİ
Bismillâhirrahmânirrahîm
Âlemlerin
Rabbi Allah'a hamd, peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed'e âl ve ashâbına
salât ve selâm olsun.
KARAR
SAYISI: 1
KONU:
Alacakların Zekâtı
İslâm Konferansı Teşkilatı'na
bağlı İslâm Fıkıh Akademisi Meclisi 22-28 Aralık 1985 (10-16 Rebiussâni 1406)
tarihleri arasında Cidde'de gerçekleştirdiği İkinci Dönem toplantısında;
"Alacakların zekâtı"
konusunda sunulan tebliğleri tetkik etmiş ve konuyu değişik açılardan ele alan
uzun ve doyurucu müzakereler sonucunda şu hususlar ortaya çıkmıştır:
1. Kur'an-ı Kerim ve Hz.
Peygamber'in (s.a.v.) sünnetinde alacakların zekâtı konusunu açıklayan bir nass
yoktur.
2. Sahabe ve Tabiun'dan
alacakların zekâtının veriliş şekli konusunda nakledilen birbirinden farklı
görüşler mevcuttur.
3. Bu görüş farklılıkları
sebebiyle fıkıh mezhepleri arasında da konuyla ilgili belirgin fikir
ayrılıkları bulunmaktadır.
4. Bu konudaki fikir ayrılıkları,
tahsili mümkün bir alacağın fiilen eldeki mal gibi değerlendirilip
değerlendirilemeyeceği noktasındaki ilke farklılığından kaynaklanmaktadır.
Buna göre şu kararlar alınmıştır:
1. Borçlu ödeme gücüne sahip ve
ödemeye hazır ise, alacaklının bu alacağından her yıl zekâtını vermesi
gereklidir.
2. Borçlunun malî sıkıntıda
olması ya da ödemeyi geciktirmesi halinde alacaklının alacağını teslim aldıktan
bir sene sonra onun zekatını vermesi gerekir.
Doğruyu en iyi bilen Allah'tır.
Bismillâhirrahmânirrahîm
Âlemlerin
Rabbi Allah'a hamd, peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed'e âl ve ashâbına
salât ve selâm olsun.
KARAR
SAYISI: 2
KONU:
Kiraya Verilmiş Tarımsal Olmayan Arazi ve Taşınmazların Zekâtı
İslâm Konferansı Teşkilatı'na
bağlı İslâm Fıkıh Akademisi Meclisi 22-28 Aralık 1985 (10-16 Rebiussâni 1406)
tarihleri arasında Cidde'de gerçekleştirdiği İkinci Dönem toplantısında;
"Kiraya verilmiş tarımsal
olmayan arazi ve taşınmazların zekâtı" konusunda hazırlanan araştırmaları
dinlemiş ve konuyu derinlemesine ve etraflı bir şekilde tartıştıktan sonra şu
hususlar ortaya çıkmıştır:
1. Kiraya verilmiş tarımsal
olmayan taşınmazlardan zekât verilmesini farz kılan açık bir nass
bulunmamaktadır.
2. Aynı şekilde kiraya verilmiş
tarımsal olmayan taşınmazlardan elde edilen gelirden derhal zekât verilmesini
gerektiren bir nass da nakledilmemiştir.
Buna göre şu kararlar alınmıştır:
1. Kiraya verilmiş arazi ve
taşınmazların mülk değerleri üzerinden zekât vermek gerekmez.
2. Bunların gelirinden ise,
gelirin teslim alınışından itibaren bir yıl geçince, zekatın diğer şartları
gerçekleşmişşe ve zekatın farz olmasına mani bir engel yoksa, kırkta bir
oranında zekat verilmesi gerekir.
Doğruyu en iyi bilen Allah'tır.
Bismillâhirrahmânirrahîm
Âlemlerin
Rabbi Allah'a hamd, peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed'e âl ve ashâbına
salât ve selâm olsun.
KARAR
SAYISI: 3
KONU:
Washington UluslararasI İslâm Düşüncesi Enstitüsü'nün Sorularına Cevaplar
İslâm Konferansı Teşkilatı'na
bağlı İslâm Fıkıh Akademisi Meclisi 22-28 Aralık 1985 (10-16 Rebiussâni 1406)
tarihleri arasında Cidde'de gerçekleştirdiği İkinci. Dönem toplantısında;
Washington Uluslararası İslâm
Düşüncesi Enstitüsü'nden gelen soruları değerlendirmek üzere kurulan ve Akademi
üyelerinden oluşan komisyon tarafından bu konuda hazırlanıp sunulan cevapları
inceledikten sonra şu hususlar ortaya çıkmıştır:
1. Hazırlanan cevaplar son derece
kısa bir üslûpla kaleme alındığından fikir ayrılıklarını ya da inkâr ve
itirazları ortadan kaldıracak netlikte değildir.
2. Fıkıh Akademisi'nin Batı'daki
müslüman kardeşlerimizde oluşan şüphe ve tereddütleri izâle etmesi
gerekmektedir.
Buna göre:
1. Genel Sekreterliğin, bu
soruların şerî delillere ve önceki İslâm hukukçularının görüşlerine dayanarak
ve gerekçeleri belirtilerek cevaplandırılması ve bunun açık ve tatmin edici bir
tarzda ortaya konması işini uygun göreceği üye ve uzmanlara havale etme
hususunda görevlendirilmesine;
2. Bu konuda elde edilen
sonuçları üçüncü dönem toplantısında müzakereye sunma hususunda Genel
Sekreterliğe görev verilmesine karar verilmiştir.
Doğruyu en iyi bilen Allahtır.
Bismillâhirrahmânirrahîm
Âlemlerin
Rabbi Allah'a hamd, peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed'e âl ve ashâbına
salât ve selâm olsun.
KARAR
SAYISI: 4
KONU:
Kadıyânîlik
İslâm Konferansı Teşkilatı'na
bağlı İslâm Fıkıh Akademisi Meclisi 22-28 Aralık 1985 (10-16 Rebiussâni 1406)
tarihleri arasında Cidde'de gerçekleştirdiği İkinci Dönem toplantısında;
Akademi'ye "Güney Afrika,
Capetown İslâm Fıkıh Kurulu" tarafından Kadıyânîlik ve bunun bir kolu olan
Lahoriyye Fırkası'nın müslümanlardan sayılıp sayılamayacağına ve gayri
müslimlerin bu tip konularda görüş bildirmeye yetkili olup olmadığına dair
yöneltilen fetva taleplerini dikkate alarak;
Akademi üyeleri tarafından
sunulan, Kadıyâniyye ve Lahoriyye fırkalarının kendisine nisbet edildiği, geçen
asırda Hindistan'da ortaya çıkan Mirza Gulam Ahmed el-Kadıyânî hakkında yapılan
araştırma ve belgeler ışığında;
Bu iki fırka hakkında verilen
bilgiler üzerinde incelemede bulunmuş Mirza Gulam Ahmed'in kendine vahiy
indirilen bir peygamber olduğunu ileri sürerek nübüvvet iddiasında bulunmuş
olduğu ve bu iddianın onun bir kısmını vahiy ürünü olarak öne sürdüğü
kitaplarında yer aldığı; hayatı boyunca bu davayı yaymaya çalıştığı; kitapları
ve sözleriyle insanları peygamberliğine inanmaya davet etmiş ve ayrıca cihâd
gibi dinin temel hükümlerinden bir çoğunu inkâr etmiş olduğu konusunda kesin
bir kanaate ulaştıktan;
Ayrıca Mekke-i Mükerreme'deki
Fıkıh Akademisi'nin aynı konuda aldığı kararları da gördükten sonra ;
Şu kararları almıştır:
1. Mirza Gulam Ahmed'in peygamber
olduğu ve kendisine vahiy indiği şeklindeki iddiaları, peygamberliğin Efendimiz
Hz. Muhammed ile son bulduğuna ve O'ndan sonra hiçbir kimseye vahiy
inmeyeceğine dair dinde kesin bir şekilde sâbit
olan temel bir hükmün açıkça
inkârı mâhiyetindedir. Mirza Gulam Ahmed'in bu iddiası onu ve bu iddiayı kabul
edenleri İslâm Dini'nden çıkarıp mürted durumuna sokmaktadır. Lahoriye Fırkası
ise Mirza Gulam Ahmed'i
(başlıbaşına bir elçi değil de) peygamberimiz Hz. Muhammed'in gölgesi ve
enkarnasyonu olarak nitelendirmekle birlikte bu fırka mensupları Kadıyânîler
gibi İslâm inancının dışındadır.
2. İslâmî olmayan bir mahkeme ya
da gayri müslim bir hâkimin bir kimsenin müslüman olduğu ya da olmadığı
konusunda, özellikle de İslâm ümmetinin ilim adamları ve ilmi kuruluşları
vasıtasıyla ortaya koyduğu ve üzerinde kesin bir görüş birliğine vardığı
esaslara aykırı olarak hüküm vermeye yetkisi yoktur. Çünkü bir kimsenin
müslüman olduğu ya da olmadığı konusunda verilecek bir hüküm ancak İslâm'a
girmeyi sağlayan ve İslâm'dan çıkmaya sebep olan hususları, İslâm'ın ve küfrün
gerçek mahiyetini bilen; Kitap, Sünnet ve İcmâ ile belirlenmiş hükümlere dair
etraflı bilgi sahibi olan müslüman bir kimse tarafından verildiğinde kabul
edilebilir. Dolayısıyla, bu tip bir mahkemenin soruda tarif edilen şekliyle
kararı geçersizdir.
Doğruyu en iyi bilen Allahtır.
Bismillâhirrahmânirrahîm
Âlemlerin
Rabbi Allah'a hamd, peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed'e âl ve ashâbına
salât ve selâm olsun.
KARAR
SAYISI: 5
KONU:
TÜP BEBEK
İslâm Konferansı Teşkilatı'na
bağlı İslâm Fıkıh Akademisi Meclisi 22-28 Aralık 1985 (10-16 Rebiussâni 1406)
tarihleri arasında Cidde'de gerçekleştirdiği İkinci Dönem toplantısında;
Değerli İslâm hukukçuları ve
hekimler tarafından "tüp bebek" konusunda hazırlanıp sunulan ve
konuyu gerek fıkıh gerekse tıp açısından ele alan araştırmaları incelemiş; bu
doyurucu araştırmaların içerdiği görüşlerin yanısıra konuya açıklık getirmek
üzere irdelenen değişik hususları tartışmış;
Bunun sonucunda konu hakkında
tıbbî ve fıkhî açılardan daha fazla araştırma yapmaya ve önceki araştırmalara
da başvurarak konunun bütün yönleriyle kavranmasına imkan verecek bir hazırlığa
ihtiyaç olduğunu görmüş;
Ve şu kararları almıştır:
1. Konu hakkında nihai kararın
verilmesi akademinin bir sonraki toplantısına bırakılmıştır.
2. Konu hakkında, fıkhi ve tıbbi
tüm verileri kapsayan etraflı bir araştırma hazırlanması görevi Akademi Başkanı
Muhterem Dr. Bekir Ebu Zeyd' in uhdesine bırakılmıştır.
3. Genel Sekreterlik bu konuda
kendisine ulaşan çalışmaları gelecek dönem toplantısının en az üç ay öncesinden
bütün üyelere ulaştıracaktır.
Başarıya ulaştıran Allah'tır.
Bismillâhirrahmânirrahîm
Âlemlerin
Rabbi Allah'a hamd, peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed'e âl ve ashâbına
salât ve selâm olsun.
KARAR
SAYISI: 6
KONU:
SÜT BANKALARI
İslâm Konferansı Teşkilatı'na
bağlı İslâm Fıkıh Akademisi Meclisi 22-28 Aralık 1985 (10-16 Rebiussâni 1406)
tarihleri arasında Cidde'de gerçekleştirdiği İkinci Dönem toplantısında;
Süt bankaları konusunda Akademiye
sunulan biri tıbbî biri de fıkhî iki araştırma üzerinde gerekli incelemeler ve
konunun değişik yönlerini ele alan kapsamlı ve derinlemesine tartışmalar
yapıldıktan sonra şu hususları belirlemiştir:
1. Süt bankaları ilk defa Batılı
ülkelerce gerçekleştirilen bir uygulamadır. Bu deneme sonucunda bazı teknik ve
bilimsel olumsuzluklar ortaya çıktığından, bu uygulamaya gösterilen ilgi
gitgide azalmıştır.
2. İslâm süt emmenin ortaya
çıkardığı ilişkiyi (radâ) nesep hısımlığı gibi bir hısımlık bağı olarak
değerlendirdiğinden, nesep bağı sebebiyle doğan yasaklar süt emme konusunda da
geçerlidir. Bu hususta müslümanlar icmâ etmiştir. Dinin küllî ve nihâî
hedeflerinden biri de nesebin korunmasıdır ve süt bankaları bu noktada
karışıklık ve kuşku doğurur özelliktedir.
3. İslâm dünyasındaki sosyal yapı
ve ilişkiler erken veya düşük kilolu doğan ya da özel bazı durumlarda insan
sütüne ihtiyaç duyan bebeklerin emzirilme ihtiyaçlarını doğal yollarla
karşılayacak imkânı sağlamaktadır. Bu ise süt bankalarına ihtiyaç
bırakmamaktadır. Bundan dolayı Akademi;
1. İslâm dünyasında anne sütü
bankaları kurmanın önlenmesi;
2. Bunlardan emzirmenin haram
olduğu;
yönünde karar almıştır.
Doğruyu en iyi bilen Allah'tır.
Bismillâhirrahmânirrahîm
Âlemlerin
Rabbi Allah'a hamd, peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed'e âl ve ashâbına
salât ve selâm olsun.
KARAR
SAYISI: 7
KONU: Yoğun
Bakım Cihazları
İslâm Konferansı Teşkilatı'na
bağlı İslâm Fıkıh Akademisi Meclisi 22-28 Aralık 1985 (10-16 Rebiussâni 1406)
tarihleri arasında Cidde'de gerçekleştirdiği İkinci Dönem toplantısında;
"Yoğun bakım cihazları"
konusunda sunulan tıbbî ve fıkhî araştırmaları incelemiş;
Yoğun bakım cihazlarının
kapatılması ile yoğun bakımdaki hastanın hayatının son bulması arasındaki
bağlantı dikkate alınarak özellikle hayat ve ölüm hakkında ortaya atılan
değişik sorular geniş bir biçimde tartışıldıktan sonra;
Meselenin birçok yönünün açıklığa
kavuşmadığını, ayrıca Kuveyt'te İslâm Tıp Cemiyeti tarafından konuyla ilgili
olarak gerçekleştirilmiş bulunan araştırmaya başvurmanın da zaruri olduğunu göz
önünde bulundurarak şu kararları almıştır:
1. Konu hakkında nihai kararın
verilmesi Akademi'nin bir sonraki toplantısına bırakılmıştır.
2. Genel Sekreterlik, Kuveyt'te
gerçekleştirilmiş bulunan İslam Tıbbı Kongresi'nin araştırma ve kararlarını
toplayıp üyelere bunların açık bir özetini temin etme hususunda görevlendirilmiştir.
Başarıya ulaştıran Allah'tır.
Bismillâhirrahmânirrahîm
Âlemlerin
Rabbi Allah'a hamd, peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed'e âl ve ashâbına
salât ve selâm olsun.
KARAR
SAYISI: 8
KONU:
İslam Kalkınma Bankasının Soruları
İslâm Konferansı Teşkilatı'na
bağlı İslâm Fıkıh Akademisi Meclisi 22-28 Aralık 1985 (10-16 Rebiussâni 1406)
tarihleri arasında Cidde'de gerçekleştirdiği İkinci Dönem toplantısında;
İslâm Kalkınma Bankası'nın
hakkında fetva istediği soruları ve dönem toplantısı esnasında bu sorulara cevaplarını sunan üyelerle
birlikte diğer bazı üyelerden oluşan bir alt komisyon tarafından hazırlanan
raporu dinledikten sonra;
Konunun Akademi'nin kuracağı bir
komisyon tarafından İslam Bankası ile de fikir alış-verişi yaparak yürütülecek
daha geniş ve kapsamlı bir araştırmaya ihtiyaç hissettirdiğini görmüş ve bunun
üzerine şu kararları almıştır:
1. Bu konu bir sonraki dönem
toplantısına bırakılmıştır.
2. İslâm Kalkınma Bankası'ndan,
kendi bünyesindeki İslâm Hukuku ilim heyetinin hazırlayacağı bir rapor sunması
istenecektir.
Başarıya ulaştıran Allah'tır.
Bismillâhirrahmânirrahîm
Âlemlerin
Rabbi Allah'a hamd, peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed'e âl ve ashâbına
salât ve selâm olsun.
KARAR
SAYISI: 9
KONU:
Sigorta ve Reasurans (Mükerrer Sigorta)
İslâm Konferansı Teşkilatı'na
bağlı İslâm Fıkıh Akademisi Meclisi 22-28 Aralık 1985 (10-16 Rebiussâni 1406)
tarihleri arasında Cidde'de gerçekleştirdiği ikinci Dönem toplantısında;
Oturuma katılan ilim adamlarının
"sigorta ve reasürans" etrafındaki özetleri dinleyip sunulan
tebliğleri tartıştıktan;
Sigortanın hedefleri ve temel
prensipleriyle değişik tip ve çeşitleri üzerinde incelemeyi derinleştirdikten;
Ve bu konuda değişik ilmî
heyetlerin ve fıkıh akademilerinin karar ve görüşlerini de gözden geçirdikten
sonra;
Şu kararları almıştır:
1. Ticarî sigorta şirketleriyle
yapılan sabit primli ticarî sigorta sözleşmesi, bu sözleşmeyi geçersiz (fâsid)
kılacak oranda büyük bir garar unsuru içerdiğinden dinen haram bir işlemdir.
2. İslâm'daki muamelat ilkelerine
uygun alternatif sigorta sözleşmesi ise, teberru ve karşılıklı yardım esasına
dayalı yardımlaşma sigortası akdidir. Bu esasa dayalı reasurans için de durum
aynıdır.
3. İslâm iktisadının Allah'ın bu
ümmet için hoşnut olduğu sisteme aykırılıktan ve sömürüden kurtarılması
gayesiyle İslâm ülkelerine yardımlaşma esasına dayalı sigorta ve reasurans
kurumlarının oluşturulması çağrısı yapılmalıdır.
Doğruyu en iyi bilen Allahtır.
Bismillâhirrahmânirrahîm
Âlemlerin
Rabbi Allah'a hamd, peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed'e âl ve ashâbına
salât ve selâm olsun.
KARAR
SAYISI: 10
KONU:
Faizli Bankacılık İşlemlerinin ve İslam Bankalarıyla Yapılan İşlemlerin Hükmü
İslâm Konferansı Teşkilatı'na
bağlı İslâm Fıkıh Akademisi Meclisi 22-28 Aralık 1985 (10-16 Rebiussâni 1406)
tarihleri arasında Cidde'de gerçekleştirdiği İkinci Dönem toplantısında;
Fıkıh Akademisi'ne çağdaş
bankacılık işlemleri konusunda değişik araştırmalar sunulduktan;
Bu araştırmalar üzerindeki
incelemeler ve faizli bankacılık işlemlerinin uluslararası ekonomi düzeni ve
özellikle üçüncü dünya ülkelerinin ekonomik istikrarı üzerindeki olumsuz
etkilerini net bir şekilde ortaya koyan yoğun müzakere ve münakaşalardan sonra;
Allahın Kitabından riba alıp
vermekten tevbe etmeye ve ödünç işlemlerinde az ya da çok eksik veya fazla
olmaksızın sadece ana parayı geri almaya çağırmak suretiyle makro ve mikro
planda açık biçimde getirilen riba yasağına ve faizcilere karşı Allah ve Resülü
tarafından şiddetli bir savaş açıldığına dair ifadelere kulak asmaması
sonucunda bu sistemin sebep olduğu yıkımı da göz önünde bulundurarak;
Şu kararları almıştır:
1. Borçlunun vadesi gelmiş bir
borcu ifada acze düşmesi halinde vadenin uzatılması karşılığında borcun
miktarında yapılan her türlü artış ya da faiz ile ödünç alıp verirken daha
sözleşmenin başında kararlaştırılan her türlü artış ya da faiz dinen haram
kılınan riba kapsamındadır.
2. Para likiditesini ve İslâm'da
kabul gören iktisâdî faaliyetlerin desteklenmesini sağlayacak alternatif yol,
şerî hükümlere uygun tarzda işlemler yapmaktır.
3. Akademi tarafından
müslümanların inançlarının gerekleri ile hayatın gerçekleri arasında bir
çatışma yaşamamaları noktasındaki boşluğu doldurmak üzere her İslâm ülkesinde
İslami usüllere uygun olarak faaliyet gösteren bankaların kurulmasının özendirilmesi
için İslami hükümetlere yeni bir çağrıda bulunulmalıdır.
Doğruyu en iyi bilen Allahtır.
Bismillâhirrahmânirrahîm
Âlemlerin
Rabbi Allah'a hamd, peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed'e âl ve ashâbına
salât ve selâm olsun.
KARAR
SAYISI: 11
KONU:
Kameri Ayların Başlangıçlarında Birlik Sağlanması
İslâm Konferansı Teşkilatı'na
bağlı İslâm Fıkıh Akademisi Meclisi 22-28 Aralık 1985 (10-16 Rebiussâni 1406)
tarihleri arasında Cidde'de gerçekleştirdiği İkinci Dönem toplantısında;
Kamerî ayların başlangıçlarında
birlik sağlanması konusunda üye ve uzmanların sunduğu araştırmaları incelemiş;
Toplantıya katılanların konuyla
ilgili tebliğ özetlerini etraflı bir şekilde tartışmalarını ve kamerî ay
başlangıcının tesbitinde hesap metodunun kabul edilmesine dair değişik
görüşlerin dinlenmesini takiben şu kararları almıştır:
1. İslâm Fıkıh Akademisi Genel
Sekreterliği, astronomi hesapları ve uzay gözlemleme konusunda güvenilir
uzmanlar tarafından hazırlanmış ve belgelere dayalı ilmî araştırmaların temin
edilmesi konusunda görevlendirilmiştir.
2. Kamerî ay başlangıçlarında
birlik sağlanması konusunun pozitif bilim bakımından ve fıkhi açıdan
incelenmesinin tamamlanması için bu konu bir sonraki toplantının gündemine
alınmıştır.
3. Konu hakkında verilecek şerî
hükme dayanak olacak şekilde meselenin bütün yönlerinin tam anlamıyla açıklığa
kavuşturulması için İslâm hukukçularıyla ortaklaşa çalışacak yeterli sayıda
uzman davet edilmesi hususunda Genel Sekreterlik görevlendirilmiştir.
Başarıya ulaştıran Allah'tır.
Bismillâhirrahmânirrahîm
Âlemlerin
Rabbi Allah'a hamd, peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed'e âl ve ashâbına
salât ve selâm olsun.
KARAR
SAYISI: 12
KONU:
Teminat Mektubu
İslâm Konferansı Teşkilatı'na
bağlı İslâm Fıkıh Akademisi Meclisi 22-28 Aralık 1985 (10-16 Rebiussâni 1406)
tarihleri arasında Cidde'de gerçekleştirdiği İkinci Dönem toplantısında;
Teminat mektubu konusunu ele
alarak bu konuda hazırlanan araştırma ve incelemeleri gözden geçirmiş ve
yapılan kapsamlı tartışma ve görüşmeler sonucunda şu hususları tesbit etmiştir:
1. Kesin ve geçici türleriyle
teminat mektubu maddî bir karşılığı olan ya da karşılığı olmayan (açık) teminat
mektubu olmak üzere iki çeşittir. Bunlardan karşılıksız teminat mektubu mevcut
ya da ilerde oluşacak bir borç hususunda garantör ile üçüncu kişinin (hakkında
teminat verilen tarafın ) zimmetlerinin (sorumluluklarının) birleştirilmesi
anlamı taşır ki bu, gerçekte İslâm hukukunda Kefalet ya da Daman adıyla bilinen
işlemdir.
Teminat mektubunun karşılığı
varsa bu durumda teminat isteyen (muhatap) ile teminat veren (garantör)
arasındaki ilişki Vekâlet akdidir. Kefaletten yararlanan tarafın lehine olmak
üzere kefalet ilişkisi varlığını korurken vekalet ise,- gerek ücretsiz gerek
ücretli olarak yapılsın- geçerli olur.
2. Kefalet iyilik ve yardım
gayeli bir teberru akdidir. İslâm hukukçuları kefaletten dolayı bir bedel
almanın câiz olmadığını belirtmişlerdir. Zîrâ kefilin kefalet bedelini ödemesi
halinde bu akid ödünç verenin menfaat elde ettiği bir ödünç sözleşmesine benzer
ki bu, İslâm hukukunda yasaklanmıştır.
Bu hususlar ışığında Akademi şu
kararları almıştır:
1. Karşılığı olsun veya olmasın
teminat mektubu ile sağlanan garantörlük mukabilinde ücret almak câiz değildir.
(ki genelde bu ücret belirlenirken garanti miktarı ve süresi dikkate alınır)
2. Her iki çeşit teminat
mektubunu çıkarmak için yapılan idarî masrafların karşılanması ise şeran
câizdir. Ancak burada ecr-i misil sınırını (benzer hizmetlere ödenen meblağı)
aşmamaya dikkat edilmelidir. Borcun tümü veya bir kısmı garanti edilirken,
teminat mektubu çıkarmak için gereken masrafların hesaplanmasında, bu teminatın
ödenmesi işinin gerektiriceği meblağ dikkate alınabilir.
Doğruyu en iyi bilen Allah'tır.
KARARLAR
VE TAVSİYELER
İSLAM
KONKERANSI TEŞKİLATI
İSLAM
FIKIH AKADEMİSİ
MECLİS
TOPLANTISI
ÜÇÜNCÜ
DÖNEM
(AMMAN)
11-16
EKİM 1986 MİLADİ
8-13
SAFER 1407 HİCRİ
Bismillâhirrahmânirrahîm
Âlemlerin
Rabbi Allah'a hamd, peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed'e âl ve ashâbına
salât ve selâm olsun.
KARAR
SAYISI: 1
KONU:
İslam Kalkınma Bankasının Sorularına Cevaplar
İslam Fıkıh Akademisi Meclisi,
11-16 Ekim 1986, /8-13 Safer 1407 tarihleri arasında, Ürdün Haşimi Krallığının
başkenti Ammanda yaptığı üçüncü dönem toplantısında;
İslam Kalkınma Bankası tarafından
Akademi'ye sunulan soruların tümü üzerinde yapılan kapsamlı inceleme ve geniş
müzakereden sonra şu sonuçlara ulaşmıştır:
A- İslam Kalkınma Bankası'nda, ödünç işlemleriyle ilgili
hizmetlere karşılık alınan ücret hakkında, Akademi Meclisi şu ilkelerin
kabulüne karar vermiştir:
1- Ödünç işlemleriyle ilgili
hizmetlere karşılıkbir ücret alınması caizdir.
2- Bu ücret, hizmet görülürken
yapılan fiili harcama sınırları içinde olmalıdır.
3- Fiili harcama miktarını aşan
her fazlalık dinen yasaklanan riba niteliğinde olduğundan haramdır.
B- Kiralama işlemleri hakkında
Akademi Meclisi şu ilkelerin kabulüne karar vermiştir:
1-İslam Kalkınma Bankasının,
mülkiyetini kazanmış olduğu ekipmanı müşterisine kiraya verme yönündeki vadi
İslam Hukuku açısından geçerli bir işlemdir.
2- İslam Kalkınma Bankası'nın
herhangi bir müşterisine - teslim almasını takiben kendisine kiralama
amacıyla- özellikleri ve fiyatı
belirli ekipman, makine vb. eşyayı banka hesabına satın alması için vekalet vermesi
İslam Hukukuna göre
geçerli bir işlemdir. Ancak satın
alma konusunda vekil tayin edilen şahsın mümkünse malın kendisine kiralanacağı
müşteriden farklı bir kişi olması daha iyidir.
3- Kira sözleşmesinin, ekipmanın
mülkiyet hakkının kazanılmasından sonra yapılması; kiraya verme va'dinden ve
vekalet akitlerinden ayrı olarak düzenlenmesi gerekir.
4- Bu ekipman hakkında kira
süresi bittiğinde ayrı bir akitle bağışlama vaadinde bulunulması caizdir.
5- Bu yolla kiraya verilen
ekipmanın ve telef olması ve ayıplı hale gelmesi durumlarında sorumluluk bu araç
ve gerece malik olması sıfatı ile Bankaya aittir. Ancak, kiralayan kişinin bir
kusur ya da kastı söz konusu ise, bu takdirde sorumluluk ona ait olur.
6- İmkan bulunduğunda, bu
malların İslami şirketlere sigorta ettirilmesi halinde yapılacak sigorta masrafları
Bankaya aittir.
C- Taksitle yapılan vadeli satış
işlemleri hakkında Akademi Meclisi şu ilkelerin benimsenmesini
kararlaştırmıştır:
1- İslam Kalkınma Bankası'nın
mülkiyetini kazanmış olduğu ekipmanı müşterisine satmayı vadetmesi İslam hukuku
açısından geçerli bir işlemdir.
2- İslam Kalkınma Bankası'nın her
hangi bir müşterisine - teslim almasını takiben kendisine satma amacıyla -
özellikleri ve fiyatı belirli ekipman, makine ve vb. eşyayı banka hesabına
satın alması için vekalet vermesi İslam Hukukuna göre geçerli bir işlemdir.
Ancak satın alma konusunda vekil tayin edilen şahsın mümkünse malın kendisine
satılacağı müşteriden farklı bir kişi olması daha iyidir.
3- Bu satım sözleşmesinin,
ekipmanın mülkiyetinin kazanılmasından sonra yapılması ve ayrı bir akit
şeklinde düzenlenmesi gerekmektedir.
D- Dış ticaret finansman işlemleri hakkında Akademi Meclisi, taksitle yap&