Din ve Muamelâtta Sözleri Kabul Edilecek ve
Edilmeyecekler
Sadece dinle ilgili Allah'la kul
arasındaki bir ibadet işinde adaletli olan kimselerin sözleri kabul
edilir. Fasıkların ve gayr-i müslimlerin sözleri kabul edilmez. Bir
suyun temiz olmadığını adalet sahibi bir müslüman haber
verir de, başka su bulunmazsa, teyemmüm caiz olur. Fakat bunu fasık
veya ne olduğu bilinmeyen veya gayr-i müslim bir kimse haber verirse,
araştırma yapmak gerekir. O suyun gerçekten temiz olup olmadığı
araştırılır. Sonunda kuvvetli görüşe göre işlem
yapılır. Şöyle ki: Eğer bu haber veren kimsenin doğru
söylediğine kuvvetli bir zan hasıl olmuşsa, yalnız teyemmüm
yapılır. Yalan söylediği hakkında kuvvetli zan varsa, o su
ile abdest alınır ve ihtiyat olarak da teyemmüm edilir.
Bir suyun temiz olduğunu bir adil
müslüman ve temiz olmadığını, diğer adil bir müslüman
haber verse, bu suyun temiz olduğuna hükmedilir. Çünkü suda asıl olan
temiz olmaktır. Fakat ölü bulunan bir hayvanın
boğazlanmış olduğunu bir adil ve
boğazlanmamış olduğunu da diğer bir adil
şahıs haber verse, burada en kuvvetli olan kanaata göre işlem
yapılır.
Bir gayr-i müslimin ihtida
ettiğini (İslâmı kabul ettiğini) bir müslüman haber verse,
onun üzerine cenaze namazı kılınması caiz olur.
Alım-satım ve benzeri
muamelelere gelince, bunlarda adalet şart değildir.
Fasıkların ve gayr-i müslimlerin sözleri de bu işlerde kabul
edilir. Hatta bunların bu muameleler içinde saklı helal ve harama ait
sözleri de geçerlidir.
Misal: Bir gayr-i müslim,
yanında bulunan bir et hakkında: "Ben bunu bir müslümandan veya
bir kitab ehlinden aldım" dese, o eti bir müslümanın yemesi
helal olur. Aksine olarak "bir Mecûsiden aldım" dese, helal
olmaz.
Muamelât denilen işler, çok
geniş ve çok kapsamlıdır. Onun için bu işlerde gayr-i müslimlerin
de sözlerini kabul etmek sosyal bir zarurettir.