İslamda Eğlence ve
Yarışmaların Hükmü
İslâmda meşru sayılan
eğlenceler mübahtır. Oyun ve eğlence denilen birtakım
zararlı ve faydasız eğlenceler ise caiz değildir.
Bunların bir kısmı haramdır. Bir kısmı da harama
yakın mekruhtur. Bunlar aslında boş şeylerdir.
İnsanın hayatı ise çok kıymetlidir, daima yararlı
şeylerde harcanmalıdır. Zararlı ve faydasız
şeylere harcanması doğru olmaz.
Örnek: Kumar oyunu
haramdır. Çünkü bunun zararı herkesçe bilinen şeydir. Kumar
yüzünden kurtuluşa eren kimse gösterilemez. Fakat kumar yüzünden helâk
olmuş, perişan olmuş, acı ve kederler içine
düşmüş binlerce insan ve aile gösterilebilir.
Tavla, satranç gibi oyunlar harama
yakın mekruhtur. Bunlar kıymetli zamanın kaybolmasına sebep
ve kumara itici olacağı için, iyi şeyler değildir.
Yalnız İmam Şafiî
Hazretleri, bir rivayete göre de İmam Ebû Yusuf Hazretleri satrancın
mübah olduğunu söylemişlerdir. Fakat satrancın bu mübah
görülmesi, kumar şeklinde oynanmadığı ve bir vacibi terke
sebeb olmadığı takdirdedir. Değilse,
ittifakla haramdır.
Bir
hadis-i şerife göre:
"Üç
oyundan başka diğer bütün oyunlar (eğlenceler) müslümana
haramdır. Bu üç şey, ailesi ile eğlenmesi, atını
eğitmesi ve oku ile yarışmasıdır."
Bunlar
yararlı olan meşru eğlencelerdir. Aile ile eğlence, aile
hayatının bir muhabbet ve neş'e içinde devamını
sağlar. Binek atlarını terbiye edip savaşa hazırlamak
ve silâh eğitimi görmek islâm yurdunun korunması için çok gerekli bir
hizmettir. Bu önemli yararlarından dolayı bunlar caiz
bulunmuştur.
Boş
bir eğlence ve kumar maksadı olmaksızın savaş için
spor ve kuvvet kazanmak için yapılan birtakım yarışmalar
caizdir. Bunlarla yararlı bir gayeye ulaşmak imkânı elde
edileceği için, bunlar oyun ve eğlence sayılmazlar. Bunlar birer
alışma ve cihad için hazırlıktır. Güreşler; silâh
atmalar, piyade ve binitli olarak yapılan yarışmalar hep bu
kısımdandır. Bu yarışmalara katılanlara mükâfat
olarak para ve hediye verilmesi caizdir. Bunlar cihad yapmaya bir
hazırlık ve teşviktir.