|
ABDÜLKADİR GEYLÂNÎ HAZRETLERİNDEN ÖĞÜTLER |
|
Evliyalar Sultanı, Gavs-ı Âzam olarak meşhur
olan ilim ve hikmet kutbu Abdülkadir Geylânî Hazretleri 1077'de Hazar
Denizinin güneyinde bulunan Geylan'da dünyaya geldi ve 1166 tarihinde Bağdat'ta
hayata gözlerini yumdu. Hem anne, hem de baba tarafından
Peygamberimizin neslinden gelen Abdülkadir Geylânî Hazretleri hem ilmi,
hem de manevî hali ile yüzyıllar boyu muhtaç gönüllere İlâhi
aşkı yansıtmıştır. Öyle ki, Müslüman
olmayanlar bile onun büyüklüğü karşısında eğilmişlerdir. Abdülkadir Geylânî Hazretlerinin gerek dergâh ve
medresesinde yaptığı sohbetler, gerekse camideki vaaz ve
nasihatleri talebeleri tarafından yazılıyor ve muhafaza
ediliyordu. Bizim istifade ettiğimiz Fütûhü'l-Gayb ve Fethu'r-Rabbânî
isimli eserleri 1150-1152 yılları arasında yaptığı
sohbetlerden oluşmuş ve yakın talebesi Afif tarafından
kaleme alınmıştır. Abdülkadir Geylânî Hazretlerinin sohbetleri ve
hitabelerinin muhatapları her kesimden insanlardır. Fakat özellikle
Fethü'r-Rabbâni deki hitabeleri daha çok "Ey oğul!" şeklindedir ve çoğunlukla nefse hitap eder, nefse ağır
darbeler indirir, nefsin yapısında bulunan şirk, nifak,
yalan, riya ve isyan gibi kötülükleri temizlemeye çalışır. Abdülkadir Geylânî Hazretlerinin en önemli
eserlerinden olan 620 sayfalık Fethü'r-Rabbâni´den
derlemeye çalıştığımız bu öğütler,
hemen herkesin ortak derdini dile getirmekte ve çareler göstermektedir.
Bu vesile ile bir aczimi itiraf edeyim: Bir an için kendimi Abdülkadir
Geylânî Hazretlerine muhatap olarak kabul ettim, ancak dayanamadım.
Çünkü insanda öyle ağır bir nefis ameliyatı yapıyor
ki, uzun süre tahammül etmek mümkün olmuyor. Bunun için ağır
dersleri değil de, umumi öğütleri derlemeye çalıştık. Önce kendini düzelt Ey oğul! Önce kendi nefsine öğüt ver, kendi nefsim düzelt.
Sonra da başkalarına öğüt ver, başkalarını
düzeltmeye çalış. Sana önce kendi nefsinin özelliklerini,
kendi nefsinin ne durumda olduğunu bilmen lazım. Kendinde ıslaha
muhtaç bir hal var oldukça başkalarını düzeltmeye, başkalarına
öğüt vermeye kalkışma. Eğer kendinde ıslaha
muhtaç bir hal bulunduğu halde bunu bırakır da başkasının
ıslahına kalkışırsan yazık sana! Başkalarını nasıl ve hangi hallerde
kurtarabileceğini bilirsin. Sen kendin kör isen, bir başkasının
elinden tutup nasıl bir yere götürebilirsin? Gözleri görmeyen
birisinin bir başkasının elinden tutup bir yere götürmesi
mümkün olmadığı gibi, kendi nefsini ıslah etmemiş
birisinin de başkalarını irşat edip Allah'a götürmesi
mümkün değildir. Ancak kendi gözleri gören kişi başkalarını
bir yerden bir yere götürebilir. Denize düşen ve yüzme bilmeyen birisini ancak mahir
yüzücü olan birisi kurtarabilir. Aynen bunun gibi, Allah'a insanları
ancak Onu tanıyan birisi götürebilir. Allah'ı tanımayan
kişiye gelince, Ona giden yolda bu kişi insanlara nasıl
rehberlik edebilir ki? Sana Allah'ın tasarrufundan bahsetme ihtiyacını
duymuyorum. Sen Onu seversin, amellerini sırf Onun rızası için
yaparsın. Asla Ondan başkası için yapmazsın. Ondan
korkarsın, Ondan başkasından asla korkmazsın. Takvaya sarıl Ey oğul! Sana takva gerek. Takvaya sarıl, muttaki ol. Sana
şeriat gerek, şeriatın esaslarına sarıl. Nefse,
şehevî arzulara, şeytana ve kötü kişilere muhalefet
etmeli ve onlara uymamalısın. Mü'min kişi bu hususlarda
devamlı cihat halindedir. Öyle ki, başından miğferi
hiç eksik olmaz, kılıcı asla kınına girmez, atının
sırtı hiç eğersiz kalmaz. Uykuyu bile hak erenlerinin
uyuduğu niyetle uyur. Hak erenleri düşmana galip gelebilmek için
zindelik kazanmak maksadıyla uyurlar. İhtiyaç dolayısıyla
yemek yerler. Ancak zaruret halinde konuşurlar. Mecbur kalmadıkça
âdetleri dilsizlik ve sükûttur. Onları ancak Allah'ın takdiri
konuşturur. Bu dünyada onların dilini Allah hareket ettirir,
konuşturur. Tıpkı yarın Kıyamet gününde
organlarını konuşturacağı gibi... Allah'ı daima görür gibi ol Ey oğul! Yalnızlık anlarında öyle bir takvaya
ihtiyacın var ve öyle bir takvaya sahip olmalısın ki, seni
günahlardan ve günaha sürükleyecek kaymalardan alıkoysun. Öyle
bir murakabeye ihtiyacın var, öyle bir murakebeye sahip olmalısın
ki, Allah'ın daima seni görmekte olduğunu sana hatırlatsın.
İşte sen yalnızlık anlarında böyle olmaya muhtaçsın,
mecbursun. Bundan başka, nefis, heva ve şeytanla savaşmaya
muhtaçsın. Gönülleri hakka davet et Ey oğul! Büyük insanları yıkıp mahveden küçük
hatalar, sürçmeler ve kaymalardır. Zahitleri mahveden nefsanî
ihtiraslardır. Hak erenlerini mahveden yalnızlık anlarındaki
kötü düşünceler, hatıra gelen kötü fikirlerdir. Sıddıkları
mahveden bir anlık kötülüktür. Onların bütün meşguliyetleri,
kalblerini uygunsuz düşüncelerden korumak ve muhafaza etmektir.
Onlar Hakka davet mevkiinde bulunan kişilerdir. İnsanları
Allah'ı tanımaya davet, ederler. Gönülleri Hakka davet
etmekten bir an bile geri durmazlar. Nefsini itaat altına al Ey oğul! Bu zaman âhirzamandır. Nifak çarşısı
açılmıştır. Yalan çarşısı açılmıştır.
Münafık, yalancı, deccal kişilerle oturmayınız.
Yazık sana ki, nefsin münafıktır, yalancıdır, kâfirdir,
fâcirdir, müşriktir. Böyle olduğu halde sen onunla nasıl
oturuyorsun? Ona muhalefet et, asla muvafakat etme. Onu bağla, asla
salıverme. Onu hapset, zindana at. Kendisine ancak zaruri olan haklarını
ver. Fazla verme. Onu mücahedelerle kahret, itaat altına al! Dünya ile âhireti biraraya getir Ey oğıû! Dünya ile âhireti biraraya getir. Her ikisini de aynı
yere koy. Kalbin dünya ve ahiret düşüncesinden arınmış
olarak ve çırıl çıplak bir şekilde Mevlan ile tek başına
ol. Allah'tan başka herşeyden arınmadıkça Ona yönelme.
Halka bağlanıp kalarak Haktan ayrı kalma. Bütün bu
sebepleri kopar, at. Allah'a giden yoldaki engelleri birer birer bertaraf
et. Bütün bunları yaptıktan sonra dünya ve âhireti bıraktığın
yere var. Dünyayı nefsine ver, âhireti kalbine koy, Mevlâyı
da özünde tut. Tevbe ile günah elbiseni çıkar Ey oğul! Nefis ile birlikte olma. Hevesinle birlikte olma. Dünya
ile de birlikte olma. Öyle ise hemen günahlarına tevbe et, bir daha
işlememeye azmeyle. Onlardan sıyrıl. Seri adımlarla
Mevlana koş. Tevbe ettiğin zaman hem dışın, hem
de için tevbe etmiş olsun. Tevbe, Allah'ın katında makbul
kul olmanın temelidir. Halis bir tevbe ile ve Allah'tan hakikaten
haya etmek suretiyle üzerindeki günah elbisesini çıkar, at. Derdi sabırla karşıla Ey oğul! Sana herhangi bir dert geldiği zaman onu sabır
eliyle karşıla ve devası gelinceye kadar sakin ol. Deva
gelince de onu şükürle karşıla. Bu hale geldiğin
zaman peşinen ebedi zevkli safalı bir hayatta olursun. Himmetin dünya olmasın Ey oğul! Dünyadaki himmet ve gayretin yemek, içmek, giymek,
evlenmek, güzel ve rahat evlerde oturmak, servet toplamaktan ibaret olmasın.
Bütün bunlar nefsin işidir, nefsin rağbet ettiği şeylerdir.
Öyleyse kalbe mahsus himmet ve gayret nedir? Kalb, öz ve sır neye
rağbet eder? Onun himmet ve gayreti Allah'ı aramaktır.
Kalbin rağbet edeceği tek şey budur. Senin himmet ve
gayretin ve rağbet edeceğin şey senin için en mühim olandır,
sana ehemmiyet verendir. Öyleyse senin rağbet edeceğin şey,
Rabbin ve Onun nezdinde olmalıdır. Ahiret için hazırlan Ey oğul! Sen, ömründen sadece bir gün kaldığını
farzet ve ecel meleğinin geleceğini düşünerek ve ahiret için
hazırlan. Dünya hak erenleri için bir kuvvet kazanma ve pişip
olgunlaşma yeridir. Dünyada ebedî kalmak için yaratılmadın Ey oğul! Sen dünyada ebedî kalmak için yaratılmadın.
Allah'ın yoluna uymayan bir yaşayış içindesin. İçinde
bulunduğun bu hali hemen değiştir. Kendini Allah'ın takdirine teslim et. Sonra Onunla
birlikte ol. Nasıl bir binanın önce bir temele, sonra da
duvarlara ihtiyacı varsa, her işin de önce bir temele sonra da
bir yapıya ihtiyacı vardır. Senin yolunun temeli, Allah'ın
takdirine teslim olmak, yapısı da Onunla birlikte olmandır.
Bu esasa yapış, ömür boyu, gece gündüz buna devam et. Tefekkür insanı Allah'a götürür Ey oğul! Tefekkür kalbin yapacağı işlerdendir. Eğer
kendin için bir iyilik görürsen, bir iyiliğe nail olursan, Allah'a
şükret. Bir kötülük görürsen de ondan dolayı tevbe et.
İşte bu tefekkür sayesinde dinin ihya olur, dirilir, şeytanın
da ölür. Şöyle denmiştir: "Bir saat tefekkür, bir
gecelik ibadetten hayırlıdır." Allah'a ulaşma yolunda yine Allah'ın fiillerini
delil getir. Nasıl ki bir sanat eserinden sanatkâra intikal
ediliyorsa, Allah'ın muazzam bir sanatı olan bu kâinata
bakmakla da Allah'a ulaşılabilir. Onun için Allah'ın sanatı
üzerinde tefekkür edersen Allah'a ulaşabilirsin. Hakiki imana sahip olan bir mü'minin iki dış gözü,
iki de iç gözü vardır. İki dış gözü ile Allah'ın
yeryüzündeki sanat eserlerini görür, iki iç gözü ile de Allah'ın
göklerde yaratmış olduğu eserleri görür. Bundan sonra
onun gözünden perdeler kaldırılır. Neticede Allah'ın
yakın ve sevgili kullarından olur. Sevgiliden hiçbir şey
gizlenemeyeceğine göre, Allah'ın sevgili kullarından olan
bu kişiden de İlâhî sırlar gizlenmez. Dinini satarak dünyalık elde etme Ey oğul! Meşru yoldan ve helalinden alın teriyle kazandığını
ye. Dinini satarak dünyalık elde etmeye ve bu yoldan kazanılmış
şeylerle geçinmeye kalkışma. Helalinden ve meşru
yoldan kazan. Bu kazancınla başkalarına ikram et. Onlara da
yedir, içir. Ta ki aradaki sevgi ve kardeşlik bağlarının
devamına ve pekişmesine vesile olsun. Allah'ı kullarına şikâyet etme Ey oğul! Allah'ı kullarına şikâyet etmeye kalkışma.
Kullara şikâyetçi olma. Allah'a şikâyetçi ol. Allah her
şeye kadirdir. Ondan başkası ise hiçbir şeye muktedir
değildir. İç sıkıntıları, maruz kalınan
musibetleri, mânevi dertleri ve verilen sadakalarla yapılan
iyilikleri gizli tutmak da iyilik hazinelerindendir. Sadakayı sağ
elinle ver. Sol elinin bundan haberdar olmaması için gayret et. Dünya seni yutmasın Ey oğul! Dünya denizinden sakın. Onda çok kişiler boğulmuş,
ancak pek az kişi kurtulmuştur. O derin bir denizdir. Herşeyi
garkeder, kendinde boğar. Ancak Allah dilediği kullarım
ondan kurtarır. Tıpkı kıyamet gününde mü'minleri
Cehennemden kurtaracağı gibi. Takva güneşiyle beraber ol Ey oğul! Bütün fiil ve hareketlerinde tevhid güneşi, şeriat
güneşi ve takva güneşi ile beraber ol. Zira bu güneş,
heva ve hevesin; nefsin, şeytanın ve mahlukata dayanmanın
sebep olduğu şirk tuzağına düşmekten seni
muhafaza eder. Bu güneş seni Allah yolunda ilerlerken aceleci
olmaktan alıkor. Aceleci olma Ey oğul! Aceleci olma. Zira acele eden hataya düşer, teenni
eden de isabet eder, hedefine ulaşır. Acele etmek şeytandandır,
şeytanın işidir. Teenni etmek de Allah'tandır. Çok
kere seni aceleciliğe sevkeden şey, dünyalık toplama hırsıdır.
Rızık ve dünyalık hususunda kanaat sahibi ol. Zira kanaat
tükenmez hazinedir. Sadece kısmetine ve eline geçene razı ol. Kısmetinde
olmayandan da geri dur. Helal ve meşru olandan ayrılma.
İşte o zaman zengin olursun. Allah'tan başka hiçbir şeye
ihtiyaç duymazsın. Kalbin mutmain olur, sükûnete kavuşur, özün
saflaşır, berraklaşır. Zararlı duygu,
temayül ve ihtiraslardan arınırsın. Böylece dış gözünde dünya,
kalb gözünde ahiret, sır gözünde Allah'tan başkası değersiz
olur. Aklını kullan Ey oğul! Akl-ı selim sahibi ol. Aklını kullan. Acele
etme. Şurası muhakkak ki. acele etmekle eline bir şey geçmez.
Acele etmekle ne vaktinden önce akşamı edebilirsin, ne de sabahı.
İstediğini elde edebilmek için sabırla akşama kadar
çalışmıyor, didinmiyor musun? Allah korkusu her kapının anahtarıdır Ey oğul! Önünde kapalı bir kapının kalmamasını
istersen izzet ve celâl sahibi olan Allah'tan kork. Zira Allah korkusu
her kapının anahtarıdır, her kapıyı açar. Amellerini güzel yap Ey oğul! Güzel ameller işlemekte tembellik etme. Zira
tembellik edenler ebediyen mahrum kalırlar. Bu arada daimi bir pişmanlık
da peşlerini bırakmaz. Amellerini güzel yap. Unutma ki, Allah
hem dünya hayatı ile, hem de ahiret hayatı ile sana karşı
cömertlik etmiş, ikramda bulunmuştur. Allah'ın rızasına dön Ey oğul! Dua ipini uzat. Allah'ın rızasına dön.
Kalbin itiraz ettiği halde dilinle dua eder duruma düşme.
Dilinle yaptığın duaya kalbin de inansın ve iştirak
etsin. Kötü kişilerle arkadaşlık etme Ey oğul! Kötü kişilerle arkadaşlık etmen, iyi kişiler
hakkında kötü düşüncelere sürükler. Hep kötü insanlarla
beraber oldukça iyi ve salih kişiler seni kötü bir insan olarak görürler. Dine sarıl Ey oğul! Başkaları tarafından uyandırılmadan
önce uyan. Dine sarıl. Dinine sahip kişilerin arasına
katil. Onlarla birlikte ol. Asıl insan olanlar dinine sarılmış
olanlardır. İnsanların en akıllısı, Allah'a
itaat eden, Onun dinine, kitabına sarılan ve yaşayışını
Allah'ın ahkâmına uygun geçiren insandır. İnsanların
en cahili de Allah'a isyan eden, yaşayışını Onun
dinine, kitabına ve ahkâmına uygun olarak geçirmeyen kişidir. Cahillerle arkadaşlık etme Ey oğul! Cahillerle arkadaşlık ediyorsun, bu durumda
onların cehaletinden sana da bulaşabilir. Ahmaklarla arkadaşlık
etmek, aldatıcı bir arkadaşlıktır. Sağlam
inançlı, alim ve ilmi ile amel eden mü'minlerle arkadaşlık
et. Mü'min iman kuvveti sebebiyle diğer insanlara karşı
daima neşeli ve güleryüzlü görünmeye, hüznü de Allah ile kendi
arasında gizli tutmaya muktedir olabilir. Mü'minin hüznü daimidir,
çünkü tefekkür eder. Çok ağlar, az güler. Bunun için Peygamber Sallallahü Aleyhi Vesellem, "Mü'min
için, Rabbine kavuşmanın dışında rahat yoktur"
buyururlar. Kalb ve gönül ehli ile arkadaş ol. Onların
sohbetlerinde bulun. Ta ki senin de bir kalbin, bir gönlün olsun. Şu kimselerle dostluk kur Ey oğul! Kendileriyle dünyada sırf dünyalık için
arkadaşlık ve dostluk ettiğin şu kişileri yarın
göremeyeceksin. Aranız ayrılacak. Kötü dost ve arkadaşlarla
aran nasıl ayrılmasın ki, sen onlarla Allah için değil,
Allah'tan başka şeyler için dostluk ettin. Eğer insanlarla
mutlaka dostluk, arkadaşlık ve ahbaplık etmen gerekiyorsa,
takva sahibi, arif, ilmi ile âmil, yalnız Allah'ın rızasını
isteyen ve Allah'ın nazarında itiban olan kişilerle dostluk
ve arkadaşlık et. Şu kimselerle dostluk ve arkadaşlık
kur: 1. Seni Allah'a yaklaştırsın. 2. Seni dalaletten kurtarsın, doğru yola çeksin. 3. Seni dünyaya kulköle olmaktan kurtarsın. 4. Önüne ahiret nimetlerini sersin. 5. Seni nefsin esaretinden kurtarsın, hürriyete kavuştursun. 6. Seni yılanların, akreplerin ve vahşi
hayvan tabiatlı insanlardan kurtarsın, rahata, huzura kavuştursun. Bütün isteklerin Allah'tan olsun Ey oğul! Eğer dünya tasalarından sıyrılmaya gücün
yetiyorsa hiç durma, hemen sıyrıl. Aksi halde seri olarak
kalbinle Allah'a koş. Onun rahmetine yapış. Ta ki kalbinden
dünya tasaları çıksın. O her şeye kadirdir. Her
şeyi bilir. Her şey Onun kudret elindedir. Onu kendisine imanla
ve kendisinin marifeti ile doldurmasını iste. Ayrıca sana sarsılmaz bir iman vermesini, senin
kalbinde kendisine ünsiyet peyda etmesini ve senin bütün uzuvlarını
kendisine itaatle meşgul hale getirmesini iste. Bütün bunların
hepsini Allah'tan iste. Kendin gibi faninin önünde zelil durumlara düşme.
Bütün isteklerin Allah'tan olsun, asla başkalarından olmasın.
Bütün muamelen Allah'la beraber olsun ve Allah için olsun, asla Ondan
başkası için olmasın. Allah'a hizmet et Ey oğul! Hizmet edersen, hizmet olunursun. Haddi aşmazsan
kurtulursun. Allah'a hizmet et. Onun yolunda ol. Onun yolunu bırakıp
da sana ne zararı, ne de faydası dokunan şu devlet adamlarının
hizmetçiliğini yapma. Onlar şimdiye kadar sana ne verdiler? Kısmetinde
olmayan bir şeyi sana verebilirler mi? Ahiret endişesini öne al Ey oğul! Ahiret endişeni dünya endişesinin önüne al. Eğer
böyle yaparsan her ikisini de kazanır, her ikisinden de kârlı
çıkarsın. Dünya endişesini ahiret endişesinin önünde
tuttuğun takdirde, senin için bir ceza olmak üzere her ikisinden de
hüsrana uğrarsın. Dünya sevgisini kalbinden çıkardığın
zaman dünyalık olarak elde ettiğin bir şeyde de bereket
olacaktır. Dünyan ve ahiretin için çalış Ey oğul! Mü'min hem dünyası için çalışır,
hem de âhireti için. Dünyası için, ihtiyacı kadar çalışır,
kanaat eder. Tıpkı yolcunun
ihtiyaç miktarı azık alması gibi. O dünyadan bundan daha
fazlasını almaz. Cahilin bütün düşüncesi dünyadır,
dünyalıktır. Arifin düşüncesi ise âhirettir, Allah'tır. Günah elbiseni tevbe suyuyla temizle Ey oğul! İşlediğin günahlar sebebiyle Allah'ın
rahmetinden ümidini kesme. Din elbisendeki kiri tevbe suyu ile temizle.
Bu tevbende hem sebat göster, hem de ihlâslı ol. Bundan başka
din elbiseni marifetullah esansıyla kokula. Kalbinle Allah'a dön Ey oğul! Dünya bir denizdir, iman da gemidir. Kaptan ise ibadet ve
taatlerdir. Ahiret de bu denizin sahilidir. Kalbinle Allah'a dön. Allah'a
tevekkül eden kişi, Ona dönen kişi demektir. Kur'ân ile amel et Ey oğul! Kur'ân ile amel etmek seni Kur'ân'ın mevkiine'yükseltir,
oraya oturtur. Sünnet ile amel etmek seni Resul-i Ekreme (a.s.m.) yükseltir.
Resulullah, kalbi ve mânevi himmeti ile Allah dostlarının
kalbleri çevresinden bir an bile ayrılmaz. Onların kalblerine
Allah'a yakınlık kapısını açar. Cahil dünyada ferahlanır Ey oğul! Cahil dünyada ferahlanır. Dünya nimetleri ile zevk
sefa sürer. Âlim ise dünya hayatını bir fırsat bilir.
Manevi mertebelerde yükselme gayreti içinde bulunur. Cahil kaderle çekişir,
ona karşı çıkar; âlim ise kadere boyun eğer, razı
olur. İbadetine aldanma Ey oğul! İbadet ve taatine aldanma. Allah'ın onları
kabul etmesini iste. Şu anda sen Allah'a kulluğunu yapma gayreti
içindesin. Olur ki içinde bulunduğun bu durumdan başka bir
duruma düşebilirsin. Amelini Allah rızası için yap Ey oğul! Sana amellerinde ihlas gerek. Amellerini sırf Allah rızası
için yapmalısın. Gözünü, amellerinden ve onlara gerek
insanlardan, gerekse Allah'tan karşılık beklemekten uzak
tut. Ahlakı düşüklerden uzak dur Ey oğul! Ahlakı düşüklerden uzak dur. O zaman halis mü'min
olursun. Hükümde hakkaniyet üzere ol. O zaman ilimde halis olursun. Sofrana fakirleri ortak et Ey oğul! Oruç tut. İftar ederken sofrana fakirleri de ortak
et, onlara de yedir. Tek başına yiyip içme. Böyle yapmayan
kimsenin fakir olup dilenciliğe düşmesinden korkulur. Herkese iyi niyetli ol Ey oğul! Kimseye eziyet etmemeye ve zarar vermemeye gayret et.
Herkese karşı iyi niyetli ol. Ömrünü hak yolda geçir Ey oğul! Sanatı öğrenebilmek için sıkıntıya
ve meşakkate katlanmak zorundasın. En güzel ve mükemmel eseri
meydana getirmek için bin kere yapar, yıkarsın. Eğer ömrünü
hak yolda, kendini en iyi şekilde yetiştirmekle harcarsan Allah
senin için hiç yıkılmayacak bir bina yapar. Kendi nefsine ağla Ey oğul! Bu halinden utanmıyor musun? Kendi nefsine ağla,
gözyaşı dök. Zira bu halinle sen doğruya ve başarıya
ulaşmaktan mahrum kalırsın. Hiç utanmıyor, haya
etmiyor musun ki, bugün itaatkâr oluyorsun, yarın âsi oluyorsun.
Bugün ihlaslı oluyorsun, yann riyakâr. Çalış, didin; yardım Rabbindendir Ey oğul! Çalışmadan ayağına hiçbir şey
gelmez. Bazı şeyler de sana mutlaka lâzımdır. Çalış,
didin; yardım, izzet ve celal Kalbinin istemediği dünyalığı bırak Ey oğul! Eline bir dünyalık geçtiği ve kalbinin de
ondan hazzetmediğini gördüğün zaman onu bırak,
alma. Kalb, iyi ile kötüyü, faydalı ile zararlıyı, hayır
ile şerri birbirinden ayırd etme melekesine sahiptir. Himmet ve
gayretin nisbetinde Allah'ın lütfuna mazhar olursun. Allah'tan başka
ne varsa kalben hepsinden sıyrıl, hepsinden uzaklaş. Ta ki
ona yaklaşabilesin. Kalbini helâl yemekle temizle Ey oğul! Helâl yemek suretiyle kalbini temizle. İşte o
zaman Rabbini tanırsın. Lokmanı, elbiseni ve kalbini
temizle. İşte o zaman safi, temiz olursun. Henüz vakit geçmeden
kalbinle Rabbine dön. Sen iyi kimselerin hallerini dilinle anlatmak ve o
halleri de kendin için temenni etmekle yetindin. Tıpkı avucuna
suyu alıp yumruk yaparak sıkan kişi gibi ki, elini açtığı
zaman orada bir şey bulamaz. Karşılık beklemeden hizmet etmeye çalış Ey oğul! En iyisi zayıflık zamanında başkalarından
bir şey isteme. Ayrıca sende idrak edemeyeceğin ve başkalarına
anlatamayacağın,
göremeyeceğin ve başkalarına gösteremeyeceğin bir
hal bulunmamalıdır. Eğer karşılık beklemeden
ve almadan vermeye gücün yeterse hemen yap. Karşılık
beklemeden hizmet edebiliyorsan hemen yap. Allah yolunun yolcuları,
yaptıklarını sırf Onun için, Onun rızasına
uygun olarak yaptılar. Allah da, hoşlarına gidecek şeyleri,
dünyada da, âhirette de onlara gösterdi ve gösterecektir. İhlâs sahibi ol Ey oğul! İlim ve irfan öğren ve ihlâs sahibi ol. Ta ki,
nifak, ikiyüzlülük ve samimiyetsizlik tuzağından kurullasın,
ilim ve irfanı halkın teveccühünü kazanmak ve dünyalık
top lamak için değil, Allah'ın rızası için öğren.
İlim irfanı gerçekten Allah rızası için öğrendiysen
Onun emirlerini sevgiyle yerine getirir ve Ona karşı huşu içinde
bulunursun. Diğer insanlara karşı mütevazi olursun. Rabbine itaatte nefsine muhalefet et Ey oğul! Eğer kurtuluş istiyorsan, Rabbine itaatte
nefsine muhalefet et. Nefsinle birlikte olmakta devam ettiğin müddetçe
insanları ve diğer varlıkları tanıyamazsın.
Dünya sevgisi ile dop dolu olduğun müddetçe âhireti tanıyamazsın.
Ahiret sevgisi ile dolmadıkça âhirette Rabbini göremezsin. Nefis
devamlı kötülüğe meyillidir, bu onun fıtratıdır,
huyudur. Onun fıtratı bu olunca, artık var, ötesini sen düşün,
neler yapmaz ki? Allah'ın rızasına ulaşmaya çalış Ey oğul! Allah'ın rızasına ulaşmaya çalış.
O senden razı olmuşsa bil ki seni sevmiştir. Rızık
ve geçim endişesini kalbinden çıkar. Zira sen gönül huzuru içinde
çalıştığın müddetçe sıkıntısız
olarak rızkın Allah'tan gelecektir. Kalbindeki düşünceleri,
tasalan, endişeleri at. Bir tek tasan olsun: O da Allah'a layık
bir kul olup olmama endişesi... Bu mertebeye ulaşabildiğin
an diğer bütün tasalarına Allah kâfidir. Dünyalık için kimseyle çekişme Ey oğul! Sakın sakın! Sen sen ol, dünyalık
hususunda kimseyle çekişme, didişme. Kimsenin elindeki kısmete
mani olmaya kalkışma. Zira herkesin nasibi mutlaka kendisini
bulur. Eğer kaderde elinden alınması varsa, o da olur. Bu
senin isteğinle olmaz. Kadere razı olmak; kavga, çekişme ve didişme
sonunda dünyalık elde etmekten daha güzeldir. Zira Allah'ın
takdirine razı olmak her hal ü kârda hayatı güzelleştirir,
tatlılaştırır, huzurlu kılar. Allah'ı kalbin ve kalıbınla an |