İHRAM'A
GİREN KİMSENİN DİKKAT EDECEĞİ HUSUSLAR
İhram'a
giren mükellef Allahû Teâla (cc)'nın nehyettiğ herşeyden
titizlikle sakınır. İmam-ı Merginani: "Muhrim; Allahû
Teâla (cc)'nın kendisine yasakladığı cinsi temas, ma'siyet
ve başkalarıyla çekişme, didişme'den sakınır. Bu
hususta asıl olan Allahû Teâla (cc)'nın şu kavlidir: "Hacc
bilinen aylardır. İşte kim onlarda haccı (Kendisine) farz
eder (ihrama girer) se, artık hacda ne refes, ne füsûk, ne de cidal
yoktur."(90) Bu nefy sigasıyla beyan buyurulan bir yasaktır. Yani
bunlar yoktur demek, "bunlara yaklaşmayınız" manasınadır.
Refes demek; cim'a (cinsi temas) veya fahiş kelâmdır. Ayrıca kadınların
huzurunda cinsi temasla (Cim'a ile) ilgili sözdür. Füsûk ise; her türlü kötülüğü
içine alır. Bu muhrim olan kimse için daha şiddetli bir haramdır.
Cidal'e gelince; bu yol arkadaşlarıyla lüzûmlu-lüzûmsuz çekişme,
mücadeledir. Bunların hepsi yasaklanmıştır"(91) hükmünü
beyan ediyor.
Kur'an-ı Kerim'de: "İhramlı bulunduğunuz süre içerisinde
size kara avı haram kılındı"(92) hükmü beyan
buyurulmuştur. Dolayısıyla ihrama giren mü'minin, her türlü
kara avından uzak durması şarttır. Zira ihramlı iken
avlanmak haramdır.(93)
İhramlı olan kimse avlanmadığı gibi, av ile meşgul
olan kimselere yol gösteremez ve avın bulunduğu yeri işaretle de
olsa belirtemez.(94) Zira Ebû Katede (ra)'den bu hususta şu rivayet yapılmıştır:
"Ebû Katede (ra) ihramlı olmadığı bir sırada, vahşi
bir hayvanı avladı. Yanındaki arkadaşları ise ihram içerisinde
idiler. Resûl-i Ekrem (sav) ihramlı olan arkadaşlarına: "Siz
işaret ettiniz mi, vurmasına delâlet ettiniz mi, yardımda
bulundunuz mu?" diye sordu. İhram içerisinde olanlar cevaben dediler
ki: "-Hayır, kat'iyyen biz bunları yapmadık". Bunun üzerine
Resûlullah (sav): "O halde etinden yiyebilirsiniz" buyurdular."(95)
İhramlı olan kimse; gömlek ve şalvar gibi (dikilmiş)
elbiseler giyemeyeceği gibi, sarık, külâh, kaftan ve mest de giyemez.(96)
Ancak nalinleri (Takunya, naylon vs..) bulunmazsa; ayakkabı kayışının
bağlandığı yerin hizasından itibaren mestlerinin arka
tarafını keserek kullanabilir. Zira Resûl-i Ekrem (sav)'den bu
hususuta rivayet mevcuddur, denilmiştir ki: "Peygamber (sav) ihramlı
kimsenin; gömlek, şalvar, sarık, külâh, kaftan ve mest giymesini
Nehyetti ve sonunda dedi ki: "Ne de mestlerini. Ancak iki nalin bulunamazsa
mestlerinin kaabları hizasından arkasını keser"".
Hişam'ın, İmam-ı Muhammed (rh.a)'den rivayet ettiğine göre
burada "Kaab"; yumru olan mafsal kemiği değil, nalin kayışının
dip kısmındaki ayağın mafsallarıdır.(97)
Vefat eden ihramlı bir kişi hususunda Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Onun
yüzünü ve başını örtmeyiniz. Zira o kıyamet gününde
telbiye getirirken yeniden diriltilecektir"(98) Hadis-i Şerifini esas
alan Hanefi fûkahası; "İhramlı kimse yüzünü ve başını
örtmez" hükmünde ittifak etmiştir.(99)
Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Hacı, saçları dağılmış,
tozlanmış, güzel kokuyu ve yağlanmayı terk ettiği için,
kokan kişidir"(100) Hadis-i Şerifini esas alan Hanefi fûkahası:
"İhramlı kimse güzel koku sürünmez. Başının ve
bedeninin kıllarını traş etmez, tırnağını
kesmez ve ondan bir parça bile olsa koparmaz. Eli ile kokulu şeylere dahi
dokunmaz, yağ sürünmez ve yağlanmaz (Krem kullanmaz), saçını
ve sakalını çöven (hatmi) ile yıkamaz, çünkü o sabun hükmündedir.
Ayrıca başını kaşımaz, şayed ihtiyaç
sebebiyle kaşıyacak olsa kıllarının kopmaması için
yavaş yavaş karışır(101) hükmünde ittifak etmiştir.
Safran, vers ve usfur ile boyanmış elbise giyemez. Zira Resûl-i Ekrem
(sav): "ihramlı kimse za'feran ve vers dokundurulmuş elbiseyi
giyemez"(102) buyurmuştur. Ancak bu kokulu bitkilerin dokunduğu
elbiseler çok iyi yıkanırsa ve kokusundan eser kalmazsa durum değişir.
İhramlı kimsenin gusül abdesti almasında bir beis yoktur. Zira
Hz. Ömer (ra) ihramlı olduğu halde gusül abdesti almıştır.(103)
Haremin otunu ve kimsenin mülkünde olmayan ağacını kesmek caiz
değildir. Hanefi fûkahası, Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Haremin yeşil
otu biçilmez ve dikeni de kesilmez"(104) Hadis-i Şerifini esas almıştır.
Ancak kuru ot ve izhir otu müstesnadır. Feteva-ı Hindiyye'de: "İhramlı
olan kimse haremin ağaçlarını ve otunu kesip-koparamaz. Ancak
izhir (boya) otu müstesnadır. Tahavi Şerhinde de böyledir"(105)
hükmü kayıtlıdır. İhramlı kimsenin, nelere dikkat
etmesi gerektiği hususunda "Cinayet"ler bahsinde ayrıca
durulacaktır. Şimdi hac ibadetinin nasıl edâ edileceğini
izaha gayret edelim.