HACC-I
KIRAN
Önce
kelime üzerinde duralım. Molla Hüsrev: "Kıran lûgat'ta iki
şeyin mutlak bir sûrette bir araya gelmesidir. Fûkahanın örfünde
ise "İhlâl" manasınadır. İhlâl; hac ile umreyi
beraber yapmak için tekbir ile sesi yükseltmektir"(175) hükmünü beyan
ediyor. Dürri'l Muhtar'da: "Kıran lûgat'ta iki şeyi bir araya
getirmektir. Şer'an ise; hacc ve umre için birlikte ihlâl yapmak, yani yüksek
sesle telbiye getirmektir. Bu hakikaten olduğu gibi hükmen de olur"(176)
denilmektedir. Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Ey Âl-i Muhammed!.. Hac ve umre için
birlikte telbiye getirin"(177) Hadis-i Şerifini esas alan Hanefi fûkahası;
"Hacc-ı Kıran, Hacc-ı Temettü ve Hacc-ı ifrad'dan
efdaldir. Hacc-ı Kıran'ın sıfatı; mikat'ta umreye ve
hacca birlikte niyyet etmektir"(178) hükmünde ittifak etmiştir.
İmam-ı Merginani: "Hacc-ı Kıran'ın sıfatı;
umreye ve hacca birlikte niyyet ederek telbiye getirmek ve namazın peşinden;
"Allahümme inni ürîdül hacc vel umrete feyessirhümâ lî ve
takabbelhümâ ninnî"
"Allah'ım!.. Ben hacc ve umre yapmak arzusundayım. Bu
ikisini bana müyesser kıl ve bu ikisini benden kabul buyur"demesidir.
Zira kıran; hac ile umrenin arasını birleştirmektir"(179)
hükmünü beyan etmektedir. Hacc-ı Kıran'a niyet eden mükellef;
Mekke-i Mükerreme'ye girince umre için Kâbe'yi tavaf eder, tavaf namazını
kılar ve zemzem suyunu içer!.. Daha sonra Safa ile Merve arasında
sa'yi edâ eder. Artık ihramdan çıkmaz. Daha sonra "Kudûm"
tavafını ve sa'yini yapar. Devamlı olarak ihram içerisinde
kalmak ve ihram sebebiyle haram olan hususlara riayet etmek durumundadır.
Terviye günü; hacc-ı ifrad'a niyyet eden mükellefin yaptığı
gibi, Mina'ya ve oradan da Arafat'a çıkıp, vakfeyi edâ eder. Daha
sonra Müzdelife'ye dönerek orada da vakfesini yapar. Bayramın birinci günü;
Akabe Cemresini taşladıktan sonra Allahû Teâla (cc)'ya şükran
olmak üzere, kurban keser. Buna "Dem-i Kıran" denir.(180) Ancak
kurban bulamaz veya kesmeye gücü yetmezse; sonu Arafe'ye raslamak üzere
hacc'da üç gün oruç tutun. Bu üç günlük orucu kurban bayramına
kadar tutmayıp geçirmesi halinde, kurban kesmekten başka çaresi
yoktur. Sonra memleketine varınca yedi gün daha oruç tutmak zorundadır.
Dolayısıyla oruç sayısı on güne çıkar. Hacc-ı kırân'ı
edâ eden mükellefe "Karin" denilir; "Karin"; hacc ve umre
arasında tıraş olamaz.(181) Ancak Bayram'ın birinci günü
Akabe cemresini taşlayıp, kurbanını kestikten sonra tıraş
olabilir.
İbn-i Abidin; Hacc-ı
İfrad, Hacc-ı Kıran ve Hacc-ı Temettû arasındaki
faziletleri izah ederken: "Allâme Abdurrahman İmadi Menasik'inde
temettûu tercih etmiştir. Çünkü o ifrad'dan daha faziletli, kırân'dan
daha kolaydır. Çünkü kırân yapan, her iki hacc ibadetini edâ
ederken meşakkatlara katlanır, kusur işlerse iki ceza kurbanı
lâzım gelir. Bizim gibiler için temettûu daha münasiptir. Çünkü hacc
ihramını, kötü sözler söylemek vesaire gibi şeylerden
korunmak için imkân verir. Bu suretle: "Kendisinde fuhşiyat konuşmak,
sapıklık yapmak ve kavga etmek bulunmayan hacc" diye tefsir
edilen hacc-ı mebruru yapması ümit edilir. Çünkü kırân ve
ifrad haccını yapanlar; on günden fazla ihramlı kalırlar.
İnsan bu müddet zarfında bu yasaklardan bilhassa hizmetçilerle,
şoförlerle kavgadan pek az hali kalır. Temettûu yapan ise; ancak
terviye günü harem'den hacc için ihrama girer. Böylece o iki günde hacc
yasaklarından korunmak imkânı bulur. Haccı da inşaallah
kederden salim kalır. Üstâdlarımızın üstâdı Şihab
Ahmed El Menni, Menasik'inde "Bu nefis bir sözdür" demiştir.
"Bundan, haddi zatında kırân temettû'dan efdaldir. Lâkin bazen
kıran yapanın başına öyle işler gelir ki,tercih
ettirir.Mesela,kıran yaparak yasak fiillerden kurtulmamakla
temettûu yaparak onlardan kurtulmak arasında deveran ederse, evlâ
olan temettû yapmaktır. Ta ki haccı salîm kalsın ve mebrur
olsun. Çünkü o ömürde bir defa yapılır" demek istemiştir"(182)
hükmünü beyan eder.